Bu süreçte müzik dünyasının yaşadığı sorunları" Bazıları felaketi yaşar, bazıları kıyameti yaşar. Müzik sektörü kıyameti yaşadı” Diyerek bence çok doğru bir eleştiri sunan O Ses Türkiye yarışması finalisti sanatçı dostum Nihat Mugil ile konuştuk…

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Nihat Müzik çalışmalarının senin için bir yaşam biçimi olduğunu seni çocukluğunda beri tanıyan biri olarak yakından biliyorum. Bu güne kadar bu alanda ne gibi çalışmaların oldu?Müzik ile uğraşmaya ilk ne zaman karar verdin?

NİHAT MUGİL:Çocukluğumdan beri müzik kodları içime işlenmişti. Çocukluk döneminde müzik dediğimizde akla ilk gelen sosyal etkinlik düğün ve türevleriydi. Çocukluğumda eniştem bu bölgenin en çok sevilen ve tercih edilen müzik gurubunun solistiydi işe ilk onunla başladığımı söyleyebilirim. Müzikten ilk para kazandığım dönemlerdi. Sahnede atılan paraları toplamak ve teknisyenlik gibi çalışmalarla başladı müzik kariyerim.Daha sonra aşamalı olarak darbukayı aldım daha sonra birer şarkı söyleyip bazen de bateriye oturup bazen de backvokallik yapıyordum.Ekipteki açığı kapatıyordum. Bu sayede de karışık bir enstrüman eğitimi de almış oldum. Bu süreç lise de biraz daha şekillenmeye başladı. O süreçte müzikle uğraşan birkaç arkadaş bir araya gelip çeşitli denemelerde bulunuyorduk. Bu süreçte de Enstrümanları daha profesyonel bir şeklide öğrenmeye başlamıştık. İlk sahne tecrübelerim imkânsızlıklardan dolayı ancak üniversite döneminde gerçekleşti. İlk profesyonel müzik hayatım üniversite döneminde başladı diyebilirim. Müzik eğitimimi üniversite düzeyinde almadım ve konservatuvar mezunu da değilim. Jeoloji mühendisiyim. Ama bu eğitim açığımı da Van’da üniversitede okurken Azeri bir Öğretim Görevlisi olan Ali Alizede hocamdan 2 yıl boyunca temel müzik öğrenimi olan armoni, şan ve kompozisyon olmak üzere birkaç bölümden oluşan derslerle tamamladım. Bu eğitimim sadece orada kalmadı yeni bir şeyler öğrenmeye devam edip üstüne ekledim. Enstrüman eğitimlerime de devam ederek profesyonel müzik kariyerimi geliştirmek için durmadan çaba sarf ettim.  Üniversiteden sonra memlekete geldiğimde bu işi daha profesyonel bir anlayışla yapmam gerektiğini anladım.Yeni müzik fikirleri doğmuştu ve bunları kayıt altına alma ihtiyacı oluşmuştu. Yaklaşık olarak 13-14 yıl önceki sürece tekabül ediyor. Bulunduğumuz yerin imkânları dâhilinde de bu girişimlerimizi ertelemek zorunda kaldık. En uygun zamanı 2011 yılında bulup bu işlere başladık ve Adana’ya gidip gelmeye başladık. Kayıtlarımızı yapmaya başladık. 2011 den sonra oluşan fikirlerimiz ve teknolojinin getirdiği nimetlerle de beraber yeni fikir ve vizyonlar 2013 yılında şekillendi. 2013 yılının sonuna doğru bir single çıkardık. İlk profesyonel çalışmam ‘Melez’ adındaki rock gurubu ile oldu. Antakya’da kuruldu ama çalışmalarına İstanbul’da devam etme kararı alındı.  Şu ana kadar da hala İstanbul menşeli bir guruptur. 2015 yılında da Çimen’sMüzik’ten ‘Ne Olur Sen Söyle’ adında ‘Melez Grub’u ile 10 parçalık bir albüm çalışmamız oldu. Sonrası zaten malum O Ses Türkiye yarışmasına katıldım. Ama öncesinde profesyonel çalışmalarımız olmuştu.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: ‘O Ses Türkiye’ müzik kariyerine nasıl bir etkide bulundu?Türkiye genelinde bilinir hale gelmen ‘O Ses Türkiye’ yarışmasına katılmanla birlikte oldu bu süreci biraz anlatır mısın? Nasıl karar verdin? Oralarda neler hissettin? Senin için nasıl bir deneyim oldu?

NİHAT MUGİL:Şimdi dediğim gibi daha öncesinde O Ses Türkiye'ye gelinceye kadar profesyonel çalışmalarla gerek İstanbul'da gerek Antakya'da gerek Türkiye'nin farklı yerlerinde sahne alarak oraya kadar profesyonel bir şekilde çalıştığımızdan dolayı O Ses Türkiye ile ilgili gelen bütün tepkiler ve katılmalısın gibi tenkitlere çok kulak kabartmadım. İşin açıkçası çok da planladığım ve düşündüğüm bir mevzu değildi. Daha çok kendi çabamızla bir yerlere gelmek ve sesimizi veya yaptığımız işleri dinletme arzusundaydık. Yarışmaların çok büyük katkısının olduğuna çok büyük bir inancım yoktu açıkçası. Hala da aynı fikirdeyim. Bu iş, bir şekilde vitrine giriyorsunuz ama o vitrinde bu işi gerçekten kullanışlı hale getirecek kumaşı yaratmak sizin işiniz. Sizin yeteneğiniz ve üretkenliğiniz bu süreci belirliyor. Bir üretim yapamıyorsanız istersen şampiyon olun ki gördüğünüz nice şampiyonluklar gördük. Şu anda esamesi okunmuyor ama ikinci üçüncü turda elenip Türkiye'nin hala gündeminden düşmeyen birkaç isim sayabilirim. Bunlar çok belirleyici şeyler değil. Bulunduğunuz yerde sadece yerel dinamikler içerisinde bu tanınmışlık seviyesinden bir ileri gitmiyor. Türkiye’de herkes tanıyor evet zamanında seni izlemiştik falan diye ama bunun bir karşılığı yok. Nesin sorusuna bir cevap yok. Yani Nihat Mugil kimdir, ne yapıyor sorusuna insanların akıllarında oluşturabilecek somut bir resim çizmiyor. Sadece Nihat Mugil ismini tanıyorlar. Yani benim en yakın arkadaşlarım bile O Ses Türkiye’den önce yaptığım ‘Melez’ ile ilgili çalışmalarımıbilmiyorlar. Bu yarışmanın daha önceki çalışmalarımın tanınmasına bir katkısı olmasını isterdim.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI:Getirisi hiç mi olmadı?

NİHAT MUGİL Oldu tabii ki. Bir şekilde biraz daha tanınma hissiyatı, biraz daha insanların popüler kültüre bakış açılarından dolayı sizi televizyonda görüp görmelerinden kaynaklı bir mesafe hissiyatı da yarattı. En yakınındaki insanlar bile bir bakıyorsunuz böyle o televizyona çıktıktan sonra bir uzaklaştığını ve farklı baktığını hissetmeye başlıyorsunuz. Bu yönüyle kötü etkileri var bunun. Ama bir yandan da iyi etkileri var İnsanlar bir şekilde daha sonra yaptığımız ‘Ahde Vefa’ albümünü daha iyi tanıdılar, en azından emeğimizi yerel dinamiklerle duyurma ve insanlara ulaştırma konusunda daha rahat olduk. Fakat yarışma dediğim gibi çok dabelirleyici bir mevzu değil. Yarışma zaten show mantığıyla işleyen ve show devam etmelikurgusunun işletildiği bir ortam. İşin içerisinde bir show malzemesi bırakmıyorsanız, isteğiniz kadar kaliteli olunorada çok da, akıllarda kazınacak bir şey yapmıyorsun. Çünkü herkesin yaptığını yapıyorsunuz ve daha iyisini yapıyorsunuz.  Orada ben daha iyi yapıyorum iddiasındasınızdır sadece. Yarışmaya katılırken bana sorulan ilk soru şimdiye kadar kariyerinde müzikal anlamda ne yaptığın değildi. Seni en çok üzen ve seni en çok sevindiren iki olayı anlatır mısın idi.Benden hikâye istiyor, magazin istiyor aslında. Neden? O da haklı. Çünkü insanlar bunu izliyor. Reyting alabilmesi için magazin gerekiyor. O yüzden O Ses Türkiye çok kutsal bir yere koymak istemiyorum. Hayatımın, kariyerimin bir basamağı olarak gerçekleştirdiğim ve insanlara bir nebze de olsa biraz daha kendimi tanıtma imkânı sağladığım bir fırsattı sadece.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Senin bir de sinema maceran var. Ondan biraz bahsedebilir misin?

NİHAT MUGİL:Bizim sinemacı arkadaşlarımız var. Seninle de ortak arkadaşlarımız. Senin de sinema kariyerin benden daha önde. Benimki figüratif bir oyunculuktu 1-2 oyunda bir de ‘Kaos’ filminde oynadım. Barış’ın ‘Eksik’ filminde işkenceci bir polisi oynadım. İşkenceci polisi oynarken çok kötü hissettiğim bir tecrübe idi.Sinema maceram sinemacı arkadaşlarımdan beni bu filmdeoynatın ısrarım üzerine başladı.Yoksa gönül koyarım falan muhabbetinden sonra kendimi sinema sektörüne zorla kazandırdım. Artık gerçekten sinema sektörü Nihat Mugil’i kazandı mı kazanmadı mı onu kendileri karar versinler. Ben karar vermeyeyim buna ama sinema tecrübelerim de çok güzel ve keyifliydi. Sağ olsunlar kırmadılar oynadık.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI:Ve tabikicovid 19 pandemisi süreci var sormak istediğim bu süreçte müzik camiası neler yaşadı?

NİHAT MUGİL: Bence şu anda yok edildi.Çoğu sektör bu pandemi de can çekişti. Bir sürü farklı farklı sektör duraklama dönemine girdi. Müzik sektörünün yaşadığı krizi bu kadar dramatize edilmesinin bir anlamı var mı? Diye bir soru sormuştu bir arkadaşım.Ben de dedim ki: Evet, insanlar yoksulluk içerisinde yaşıyor. Bilhassa ekonomik anlamda zorluk çeken bir memlekette böyle bir krizin de gelmesi bir felaket aslında. Ama şimdi bazıları felaketi yaşar, bazıları kıyameti yaşar. Müzik sektörü kıyameti yaşadı ve bu toparlanması çok zor olacak gibime geliyor. Çünkü müzik sektörünün bu ülkede bir gereksinimden daha öte bir lüks olarak yaşandığı ve satıldığı bir yerde böyle bir pandemi olduğunda ilk feragat edilecek ve yangından en son kurtarılacak sektör müzik sektörü oldu oldu maalesef. Eğlence sektörü. Çünkü eğlence sektörü müzik sektörüyle birebir ilintili bir sektör. Müzik sektörel anlamda Türkiye'de kendini eğlencenin dışında var edemedi. Pandemi süreci eğlence sektörünü etkilediği anda müzik sektörü de ayakta duramadı.Müzik sektöründe küçüğünden en büyüğüne kadar para kazanmanın tek bir yolu var o da konser yapabilmek. Konser yapabiliyorsanız, bar programı yapabiliyorsanız para kazanabilirsiniz. İstediğiniz kadar büyük olun Tarkan olsanız albümden para kazanmıyorsunuz. Yani bunun telifi bilmem nesi vesaire o mekanizmalar daha sektörel anlamda yurtdışındaki gibi kanunlarla korunmuyor. Bizim insanımızda böyle bir bilinç yok yani hani işte bu adam orijinal bir şey yapıyor. Biz bunu bu adamın şarkılarını indirelim veya bir şekilde yapalım. Bu adam yaptığı üretimden da para kazansın mantığı da yok. İnsanlar daha çok radyoyu açmayı tercih ediyor. Radyodan onlara dayatılan parçaları dinlemeyi tercih ediyorlar. Spotify’dan şarkı indirmeyi veona dayatılan müzikleri dinlemeyi tercih ediyorlar. Bunların hepsi üst üste gelince de müzik sektörü yok oldumaalesef. Şu anda müzisyenler gerçekten çok zor durumdalar.Benim müzisyen arkadaşlarımın çoğu başka işlere yöneldiler geçim derdine düştüler. Dönerci açanlar, pazarlarda işe başlayanlar, asgari ücretle bir yerlere çalışmak isteyenler, yıllardır biriktirdiği 20 -25 bin liraya aldığı enstrümanını 5 bin liraya satan arkadaşlarım var. İntihar edenleri zaten saymıyorum. Bunalıma girenleri saymıyorum. Boşananları saymıyorum. Evinden olanları saymıyorum. Bunları saymıyorum. Müzik sektörü yok olma sürecine girdi ve toparlanması insanların ekonomik gücüyle de ilintili. Çünkü sadece eğlence sektörüne bağlı. Toparlanması da çok zor. Bizim 4-5 yılımız gitti diyebiliriz. Her bir müzisyenin 4-5 yıl eksiğe girdiğini düşünün. Ekonomik anlamdan tutun da, mental anlama kadar, psikolojik anlama kadar bu tahribatı 5 yıl, 6 yılda toparlama imkânı görünmüyor. Şu anda maalesef durum bu.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Yerel yönetimler bu süreçte destek oldu mu?

NİHAT MUGİL:Bazı yerel yönetimler örnek olacak projelere imza attılar ama kendi şehrimizde değil. Bunu belirtmeliyim öncelikle.Kendi şehrimizin hem partilisi olan belediyeler çoğu yerde çok güzel projeler yaptılar. Bu konuda onları gerçekten takdir ediyor, teşekkür ediyoruz. O müzisyen arkadaşlarımızın adına.Fakat memleketimizde bir mevzu var ve bunu hala ben kavrayabilmiş değilim yani. Bir şeyler yürümüyor. Bir yerlere takılıyor. En tepedeki insanla oturup projeyi anlattığınızda evet çok mantıklı, bunu hemen yapalım lütfen deyip bu işle ilgilenen bir alt birime gittiğinde bir şeyler oluyor ve proje kayboluyor. Yani hiçbir şey yapamıyoruz konuştuğumuzda adama ne yapmamız gerektiğini anlatamıyoruz. Yani bir tane başkan var, neyin başkanı olduğunu söylemeyeceğim. 100 sayfalık bir konservatuar projesi verdik. Nasıl yapılır, nasıl kurulur gibi bütün ayrıntıları planlamamızı da yapıp sunduk ve finans anlamında bir talebimizolmadı. Projenin kuruldan geçirilmesi gibi bir talebimiz vardı sadece.Bunun dışında projenin finansmanı düzenleyeceğimiz kampanya ve sponsorlarlakarşılayabileceğimizi de belirttik.Bu memlekete çok zengin bir proje kazandıracağımızı anlattık. Binayı bile yapacaktık. Onun projesini bile vardı. Adam bize tepkisi ne oldu biliyor musun? Bizim bağlama kursumuz var. Bizde de şimdi bu beyefendi ile kültür sanatla uğraşan insanların çektiği sıkıntıları, bu adımı usturuplu bir dille izah etmeye çalışacağız. Yani bizi yöneten adamım. Benimle bu şekilde konuşabileceğini inanmıyorum. Ben diyorum ki ben bunu hak etmiyorum. Bir vatandaş olarak ben bu adamı hak etmiyorum. Bu adamnasıl beni yönetebiliyor diyebiliyorum bazen. Ama bazı yerlerde de güzel şeyler oluyor. Geneldebir kurumdan bir tanıdık buluyoruz ve lütfen bize bu konuda yardımcı olunuz gibi taleplerimiz oluyor biz sanatçı adamlarız naif adamlar çat kapı gidip de milletin kapısına dayanmaz. Önce bir randevu almak isteriz. Randevu alamadığımız yerler bile çok fazla oluyor. Yöneticilerimize erişemiyoruz.İhale peşinde de değiliz. Başka bir şey peşinde değiliz. Sadece diyoruz ki bakın kültür sanatla ilgili bir mevzu var. Bu memleketin eksikleri var. Biz buranın yerlisi olarak yerel sanatçı lafından imtina etmek istiyorum. Sanatçının, yereli olmaz, yerlisi olur. Ben buranın yerlisi olan bir sanatçısı olarak konuşmak istiyorum.  İstanbul'da da müzik yapıyorum. Yurtdışına da müzik yaptım. Ankara'da da yaptım. Bu memleketin bir yerlisi olarak konuştuğumda diyoruz ki bakın böyle bir sıkıntı var. Kültür sanat anlamında bakın şöyle eksiklerimiz var ve şöyle katkılarımız olabilir. İstanbul'dan şöyle projeleri getirelim, burada da güzel bir çalışma yapsınlar. Memleketimizin de ismi duyulur. Böyle ulusal çapta da uluslararası çapta da iş yapabilecek projelerden bahsettiğimizde projeleri ve getirilerini anlatabileceğimiz yetkili makamlara ulaşmakla ilgili ciddi problemler yaşıyoruz. Benim sıkıntım yetkililere ulaşamamak. Gerçekten iyi çalışan, güzel çalışan, dürüst insanları tenzih ediyorum. Ama maalesef şöyle bir mantık var. Muhalefeti de olsa, iktidar da olsa genelde biz atanan yöneticileri oyluyoruz sadece. Aslında bir seçilmiş durumu yok.Çünkü atanmış adamlar, seçilmiyorlar. Seçilmiş olsa o eli eliminasyon olayını gerçekten hissetse halka karşı çok daha fazla sorumluluk bilinci ile görev yapardı. Atanmışlar kendilerini halka ve gerçek halkın sorunlarına karşı kendini sorumlu hissetmiyor. Kime karşı sorumlu hissediyor? Kendisini o makama atayan adama karşı sorumlu hissediyor. Temel problemimiz budur.Tabii ki memlekette güzel şeyler de yapılıyor. Spor anlamında, memleketi dünyaya tanıtma anlamında yapılan projeler bazında EXPO ve gastronomi yönünden tanıtılması çok güzel. Bunları takdir etmek gerekiyor. Ama dediğim gibi maalesef güzel şeylerin yanında da böyle şeyler oluyor. Sesimizi duyuramıyoruz. Pandemi sürecinde gerçekten bir yetkiliye bile ulaşamadık desem doğru olur. Samandağ Belediye Başkanımıza birkaç konuda ulaştık. Sağ olsun dinlediler. Bazı konularda konuştuk. Yapabileceklerimizi yapmaya çalıştık, en azından dinlediler. Bazı yerlerden dediğim gibi randevu bile alamadık.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Bu süreçte yeni bir projeye başladığınızı biliyorum. Biraz da bu projeden söz edelimmi?

NİHAT MUGİL:Projelerimiz bitmiyor eşgüdümlü olarak 4-5 tane projeyi bir arada yürütmeye çalışıyoruz. İşimiz bu. Profesyonel olduğumuz alan bu. Senin de yaptığın gibi bir yandan tarihçi bir kimliğin var, eğitimci kimliğin var bunun yanında dershanecilik faaliyetleriniz var. Ama onun dışında kültür sanat anlamında da derin bir entelektüelliğin olduğunu biliyorum. Dergi çalışmalarınız oluyor. Şimdi mesela bir youtube kanalın var. Güzel şeylere imza atıyorsunuz.Şu anda bu röportajı yapıyoruz.Kentin gündemini ve insanların hayatlarına nüksederek çok güzel işler yapıyorsunuz. Şimdi gündemin en üst sırasında olan projelerden bahsedeyim.

Diğer projelerim ve çalışmalarım yine ‘Melez Grubu’ ile de devam ediyor. Onlarla da yeni bir şarkı ve albüm işine girdik. Kendi stüdyomuzu açtık.  Üretimi Antakya'ya çektik. Üretimlerini Avrupa’dan Çin'e taşıyan üretim fabrikaları gibi. Biz de İstanbul'dan Antakya'ya geldik. Antakya hem konfor anlamında, hem üretim anlamında hem ekonomik anlamdaçok daha avantajlı bir yerdir. Şu anda Antakya’da profesyonel birstüdyoya sahibiz ve çalışmalarımızıburadan yürütüyoruz. Bunun yanında kendi ismimle yürüttüğüm Nihat Mugil’in kenditoprak projesi var. Buna‘Dargın Mahkûmla’ başladım. Zaten OSes Türkiye sürecinden sonra şimdi kendi şarkımla da çıkacağım.Aslındapandemiden önce planlıyorduk.Pandemi sürece girince erteledik. Pandemi süreci hafifleyip ortalık toparlanırsa, yayınlayacağız.Klibi hazır, her şeyi hazır. Üçüncüsü, şu anda gündemde olan sevgili Barış Atay ile bir grup kurduk. Barış kendi mengüllü oğlu ben mugilli oğluArapça ‘damengene anlamına gelir uzaktan zaten bir akrabalık var, bir kuzenlik var.‘Mengene’adında bir grup kurduk.Onun da zaten sanatçı kimliğinden kaynaklı aldığı eğitimle de ilintili bir müzik geçmişi de var. Güzel de şarkı söylüyor. Yıllardan beri bir araya geliyorduk veböyle bir planımız vardı. Bir türlü fırsat olmadı. İşte biz stüdyoyu açmamız da buna vesile oldu.O da HatayMilletvekilinden kaynaklı Antakya'ya geliş gidişleri çok sıkılaşmasından kaynaklı. Akşamları boş olduğu bir saatte bir araya gelip kaydetmeyle başladık.Sonra iş bayağı profesyonel bir boyuta evrilmeye başladı.‘Mengene’yeprofesyonel birprodüksiyon yapma kararı aldık sanırım Nisan'ın başında olacak. Çok değerli, Sayın Zülfü Livaneli'nin ‘İnce Memed’ adlı türküsünü yeniden yorumladık, coverledık. Güzel birrockversiyonuyla bayağı beğeni aldı.Bununla bir çıkış yapacağız, klibiçekeceğiz.Hayırlı olacak inşallah. Güzel bir şeyler bekliyoruz. Ondan umutluyuz. Çünkü çok güzel bir iş çıktı. Tabii dinleyenlerin takdirine bırakmak daha doğru olur. Mesleğime geri dönüyorum. Jeoloji mühendisliğine yani okuduğum mesleğe geri dönüyorum. Tek başına profesyonel de olsa müzik yetmiyor. Ama kimse müziksiz kalmasın…

" />
GAZİ İSMAİLOĞLULLARI ÇARŞAMBA KONUŞMALARI
BAZILARI FELAKETİ YAŞAR

 

“BAZILARI FELAKETİ YAŞAR, BAZILARI KIYAMETİ YAŞAR. MÜZİK SEKTÖRÜ KIYAMETİ YAŞADI.”

“Müzik ruhun gıdasıdır” klişesini bilmeyen yoktur. Gelgelelim bu pandemi sürecinde canları en çok yanan ve en “gıdasız” bırakılankesimlerin başında müzik camiası geliyor.

Bu süreçte müzik dünyasının yaşadığı sorunları" Bazıları felaketi yaşar, bazıları kıyameti yaşar. Müzik sektörü kıyameti yaşadı” Diyerek bence çok doğru bir eleştiri sunan O Ses Türkiye yarışması finalisti sanatçı dostum Nihat Mugil ile konuştuk…

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Nihat Müzik çalışmalarının senin için bir yaşam biçimi olduğunu seni çocukluğunda beri tanıyan biri olarak yakından biliyorum. Bu güne kadar bu alanda ne gibi çalışmaların oldu?Müzik ile uğraşmaya ilk ne zaman karar verdin?

NİHAT MUGİL:Çocukluğumdan beri müzik kodları içime işlenmişti. Çocukluk döneminde müzik dediğimizde akla ilk gelen sosyal etkinlik düğün ve türevleriydi. Çocukluğumda eniştem bu bölgenin en çok sevilen ve tercih edilen müzik gurubunun solistiydi işe ilk onunla başladığımı söyleyebilirim. Müzikten ilk para kazandığım dönemlerdi. Sahnede atılan paraları toplamak ve teknisyenlik gibi çalışmalarla başladı müzik kariyerim.Daha sonra aşamalı olarak darbukayı aldım daha sonra birer şarkı söyleyip bazen de bateriye oturup bazen de backvokallik yapıyordum.Ekipteki açığı kapatıyordum. Bu sayede de karışık bir enstrüman eğitimi de almış oldum. Bu süreç lise de biraz daha şekillenmeye başladı. O süreçte müzikle uğraşan birkaç arkadaş bir araya gelip çeşitli denemelerde bulunuyorduk. Bu süreçte de Enstrümanları daha profesyonel bir şeklide öğrenmeye başlamıştık. İlk sahne tecrübelerim imkânsızlıklardan dolayı ancak üniversite döneminde gerçekleşti. İlk profesyonel müzik hayatım üniversite döneminde başladı diyebilirim. Müzik eğitimimi üniversite düzeyinde almadım ve konservatuvar mezunu da değilim. Jeoloji mühendisiyim. Ama bu eğitim açığımı da Van’da üniversitede okurken Azeri bir Öğretim Görevlisi olan Ali Alizede hocamdan 2 yıl boyunca temel müzik öğrenimi olan armoni, şan ve kompozisyon olmak üzere birkaç bölümden oluşan derslerle tamamladım. Bu eğitimim sadece orada kalmadı yeni bir şeyler öğrenmeye devam edip üstüne ekledim. Enstrüman eğitimlerime de devam ederek profesyonel müzik kariyerimi geliştirmek için durmadan çaba sarf ettim.  Üniversiteden sonra memlekete geldiğimde bu işi daha profesyonel bir anlayışla yapmam gerektiğini anladım.Yeni müzik fikirleri doğmuştu ve bunları kayıt altına alma ihtiyacı oluşmuştu. Yaklaşık olarak 13-14 yıl önceki sürece tekabül ediyor. Bulunduğumuz yerin imkânları dâhilinde de bu girişimlerimizi ertelemek zorunda kaldık. En uygun zamanı 2011 yılında bulup bu işlere başladık ve Adana’ya gidip gelmeye başladık. Kayıtlarımızı yapmaya başladık. 2011 den sonra oluşan fikirlerimiz ve teknolojinin getirdiği nimetlerle de beraber yeni fikir ve vizyonlar 2013 yılında şekillendi. 2013 yılının sonuna doğru bir single çıkardık. İlk profesyonel çalışmam ‘Melez’ adındaki rock gurubu ile oldu. Antakya’da kuruldu ama çalışmalarına İstanbul’da devam etme kararı alındı.  Şu ana kadar da hala İstanbul menşeli bir guruptur. 2015 yılında da Çimen’sMüzik’ten ‘Ne Olur Sen Söyle’ adında ‘Melez Grub’u ile 10 parçalık bir albüm çalışmamız oldu. Sonrası zaten malum O Ses Türkiye yarışmasına katıldım. Ama öncesinde profesyonel çalışmalarımız olmuştu.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: ‘O Ses Türkiye’ müzik kariyerine nasıl bir etkide bulundu?Türkiye genelinde bilinir hale gelmen ‘O Ses Türkiye’ yarışmasına katılmanla birlikte oldu bu süreci biraz anlatır mısın? Nasıl karar verdin? Oralarda neler hissettin? Senin için nasıl bir deneyim oldu?

NİHAT MUGİL:Şimdi dediğim gibi daha öncesinde O Ses Türkiye'ye gelinceye kadar profesyonel çalışmalarla gerek İstanbul'da gerek Antakya'da gerek Türkiye'nin farklı yerlerinde sahne alarak oraya kadar profesyonel bir şekilde çalıştığımızdan dolayı O Ses Türkiye ile ilgili gelen bütün tepkiler ve katılmalısın gibi tenkitlere çok kulak kabartmadım. İşin açıkçası çok da planladığım ve düşündüğüm bir mevzu değildi. Daha çok kendi çabamızla bir yerlere gelmek ve sesimizi veya yaptığımız işleri dinletme arzusundaydık. Yarışmaların çok büyük katkısının olduğuna çok büyük bir inancım yoktu açıkçası. Hala da aynı fikirdeyim. Bu iş, bir şekilde vitrine giriyorsunuz ama o vitrinde bu işi gerçekten kullanışlı hale getirecek kumaşı yaratmak sizin işiniz. Sizin yeteneğiniz ve üretkenliğiniz bu süreci belirliyor. Bir üretim yapamıyorsanız istersen şampiyon olun ki gördüğünüz nice şampiyonluklar gördük. Şu anda esamesi okunmuyor ama ikinci üçüncü turda elenip Türkiye'nin hala gündeminden düşmeyen birkaç isim sayabilirim. Bunlar çok belirleyici şeyler değil. Bulunduğunuz yerde sadece yerel dinamikler içerisinde bu tanınmışlık seviyesinden bir ileri gitmiyor. Türkiye’de herkes tanıyor evet zamanında seni izlemiştik falan diye ama bunun bir karşılığı yok. Nesin sorusuna bir cevap yok. Yani Nihat Mugil kimdir, ne yapıyor sorusuna insanların akıllarında oluşturabilecek somut bir resim çizmiyor. Sadece Nihat Mugil ismini tanıyorlar. Yani benim en yakın arkadaşlarım bile O Ses Türkiye’den önce yaptığım ‘Melez’ ile ilgili çalışmalarımıbilmiyorlar. Bu yarışmanın daha önceki çalışmalarımın tanınmasına bir katkısı olmasını isterdim.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI:Getirisi hiç mi olmadı?

NİHAT MUGİL Oldu tabii ki. Bir şekilde biraz daha tanınma hissiyatı, biraz daha insanların popüler kültüre bakış açılarından dolayı sizi televizyonda görüp görmelerinden kaynaklı bir mesafe hissiyatı da yarattı. En yakınındaki insanlar bile bir bakıyorsunuz böyle o televizyona çıktıktan sonra bir uzaklaştığını ve farklı baktığını hissetmeye başlıyorsunuz. Bu yönüyle kötü etkileri var bunun. Ama bir yandan da iyi etkileri var İnsanlar bir şekilde daha sonra yaptığımız ‘Ahde Vefa’ albümünü daha iyi tanıdılar, en azından emeğimizi yerel dinamiklerle duyurma ve insanlara ulaştırma konusunda daha rahat olduk. Fakat yarışma dediğim gibi çok dabelirleyici bir mevzu değil. Yarışma zaten show mantığıyla işleyen ve show devam etmelikurgusunun işletildiği bir ortam. İşin içerisinde bir show malzemesi bırakmıyorsanız, isteğiniz kadar kaliteli olunorada çok da, akıllarda kazınacak bir şey yapmıyorsun. Çünkü herkesin yaptığını yapıyorsunuz ve daha iyisini yapıyorsunuz.  Orada ben daha iyi yapıyorum iddiasındasınızdır sadece. Yarışmaya katılırken bana sorulan ilk soru şimdiye kadar kariyerinde müzikal anlamda ne yaptığın değildi. Seni en çok üzen ve seni en çok sevindiren iki olayı anlatır mısın idi.Benden hikâye istiyor, magazin istiyor aslında. Neden? O da haklı. Çünkü insanlar bunu izliyor. Reyting alabilmesi için magazin gerekiyor. O yüzden O Ses Türkiye çok kutsal bir yere koymak istemiyorum. Hayatımın, kariyerimin bir basamağı olarak gerçekleştirdiğim ve insanlara bir nebze de olsa biraz daha kendimi tanıtma imkânı sağladığım bir fırsattı sadece.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Senin bir de sinema maceran var. Ondan biraz bahsedebilir misin?

NİHAT MUGİL:Bizim sinemacı arkadaşlarımız var. Seninle de ortak arkadaşlarımız. Senin de sinema kariyerin benden daha önde. Benimki figüratif bir oyunculuktu 1-2 oyunda bir de ‘Kaos’ filminde oynadım. Barış’ın ‘Eksik’ filminde işkenceci bir polisi oynadım. İşkenceci polisi oynarken çok kötü hissettiğim bir tecrübe idi.Sinema maceram sinemacı arkadaşlarımdan beni bu filmdeoynatın ısrarım üzerine başladı.Yoksa gönül koyarım falan muhabbetinden sonra kendimi sinema sektörüne zorla kazandırdım. Artık gerçekten sinema sektörü Nihat Mugil’i kazandı mı kazanmadı mı onu kendileri karar versinler. Ben karar vermeyeyim buna ama sinema tecrübelerim de çok güzel ve keyifliydi. Sağ olsunlar kırmadılar oynadık.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI:Ve tabikicovid 19 pandemisi süreci var sormak istediğim bu süreçte müzik camiası neler yaşadı?

NİHAT MUGİL: Bence şu anda yok edildi.Çoğu sektör bu pandemi de can çekişti. Bir sürü farklı farklı sektör duraklama dönemine girdi. Müzik sektörünün yaşadığı krizi bu kadar dramatize edilmesinin bir anlamı var mı? Diye bir soru sormuştu bir arkadaşım.Ben de dedim ki: Evet, insanlar yoksulluk içerisinde yaşıyor. Bilhassa ekonomik anlamda zorluk çeken bir memlekette böyle bir krizin de gelmesi bir felaket aslında. Ama şimdi bazıları felaketi yaşar, bazıları kıyameti yaşar. Müzik sektörü kıyameti yaşadı ve bu toparlanması çok zor olacak gibime geliyor. Çünkü müzik sektörünün bu ülkede bir gereksinimden daha öte bir lüks olarak yaşandığı ve satıldığı bir yerde böyle bir pandemi olduğunda ilk feragat edilecek ve yangından en son kurtarılacak sektör müzik sektörü oldu oldu maalesef. Eğlence sektörü. Çünkü eğlence sektörü müzik sektörüyle birebir ilintili bir sektör. Müzik sektörel anlamda Türkiye'de kendini eğlencenin dışında var edemedi. Pandemi süreci eğlence sektörünü etkilediği anda müzik sektörü de ayakta duramadı.Müzik sektöründe küçüğünden en büyüğüne kadar para kazanmanın tek bir yolu var o da konser yapabilmek. Konser yapabiliyorsanız, bar programı yapabiliyorsanız para kazanabilirsiniz. İstediğiniz kadar büyük olun Tarkan olsanız albümden para kazanmıyorsunuz. Yani bunun telifi bilmem nesi vesaire o mekanizmalar daha sektörel anlamda yurtdışındaki gibi kanunlarla korunmuyor. Bizim insanımızda böyle bir bilinç yok yani hani işte bu adam orijinal bir şey yapıyor. Biz bunu bu adamın şarkılarını indirelim veya bir şekilde yapalım. Bu adam yaptığı üretimden da para kazansın mantığı da yok. İnsanlar daha çok radyoyu açmayı tercih ediyor. Radyodan onlara dayatılan parçaları dinlemeyi tercih ediyorlar. Spotify’dan şarkı indirmeyi veona dayatılan müzikleri dinlemeyi tercih ediyorlar. Bunların hepsi üst üste gelince de müzik sektörü yok oldumaalesef. Şu anda müzisyenler gerçekten çok zor durumdalar.Benim müzisyen arkadaşlarımın çoğu başka işlere yöneldiler geçim derdine düştüler. Dönerci açanlar, pazarlarda işe başlayanlar, asgari ücretle bir yerlere çalışmak isteyenler, yıllardır biriktirdiği 20 -25 bin liraya aldığı enstrümanını 5 bin liraya satan arkadaşlarım var. İntihar edenleri zaten saymıyorum. Bunalıma girenleri saymıyorum. Boşananları saymıyorum. Evinden olanları saymıyorum. Bunları saymıyorum. Müzik sektörü yok olma sürecine girdi ve toparlanması insanların ekonomik gücüyle de ilintili. Çünkü sadece eğlence sektörüne bağlı. Toparlanması da çok zor. Bizim 4-5 yılımız gitti diyebiliriz. Her bir müzisyenin 4-5 yıl eksiğe girdiğini düşünün. Ekonomik anlamdan tutun da, mental anlama kadar, psikolojik anlama kadar bu tahribatı 5 yıl, 6 yılda toparlama imkânı görünmüyor. Şu anda maalesef durum bu.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Yerel yönetimler bu süreçte destek oldu mu?

NİHAT MUGİL:Bazı yerel yönetimler örnek olacak projelere imza attılar ama kendi şehrimizde değil. Bunu belirtmeliyim öncelikle.Kendi şehrimizin hem partilisi olan belediyeler çoğu yerde çok güzel projeler yaptılar. Bu konuda onları gerçekten takdir ediyor, teşekkür ediyoruz. O müzisyen arkadaşlarımızın adına.Fakat memleketimizde bir mevzu var ve bunu hala ben kavrayabilmiş değilim yani. Bir şeyler yürümüyor. Bir yerlere takılıyor. En tepedeki insanla oturup projeyi anlattığınızda evet çok mantıklı, bunu hemen yapalım lütfen deyip bu işle ilgilenen bir alt birime gittiğinde bir şeyler oluyor ve proje kayboluyor. Yani hiçbir şey yapamıyoruz konuştuğumuzda adama ne yapmamız gerektiğini anlatamıyoruz. Yani bir tane başkan var, neyin başkanı olduğunu söylemeyeceğim. 100 sayfalık bir konservatuar projesi verdik. Nasıl yapılır, nasıl kurulur gibi bütün ayrıntıları planlamamızı da yapıp sunduk ve finans anlamında bir talebimizolmadı. Projenin kuruldan geçirilmesi gibi bir talebimiz vardı sadece.Bunun dışında projenin finansmanı düzenleyeceğimiz kampanya ve sponsorlarlakarşılayabileceğimizi de belirttik.Bu memlekete çok zengin bir proje kazandıracağımızı anlattık. Binayı bile yapacaktık. Onun projesini bile vardı. Adam bize tepkisi ne oldu biliyor musun? Bizim bağlama kursumuz var. Bizde de şimdi bu beyefendi ile kültür sanatla uğraşan insanların çektiği sıkıntıları, bu adımı usturuplu bir dille izah etmeye çalışacağız. Yani bizi yöneten adamım. Benimle bu şekilde konuşabileceğini inanmıyorum. Ben diyorum ki ben bunu hak etmiyorum. Bir vatandaş olarak ben bu adamı hak etmiyorum. Bu adamnasıl beni yönetebiliyor diyebiliyorum bazen. Ama bazı yerlerde de güzel şeyler oluyor. Geneldebir kurumdan bir tanıdık buluyoruz ve lütfen bize bu konuda yardımcı olunuz gibi taleplerimiz oluyor biz sanatçı adamlarız naif adamlar çat kapı gidip de milletin kapısına dayanmaz. Önce bir randevu almak isteriz. Randevu alamadığımız yerler bile çok fazla oluyor. Yöneticilerimize erişemiyoruz.İhale peşinde de değiliz. Başka bir şey peşinde değiliz. Sadece diyoruz ki bakın kültür sanatla ilgili bir mevzu var. Bu memleketin eksikleri var. Biz buranın yerlisi olarak yerel sanatçı lafından imtina etmek istiyorum. Sanatçının, yereli olmaz, yerlisi olur. Ben buranın yerlisi olan bir sanatçısı olarak konuşmak istiyorum.  İstanbul'da da müzik yapıyorum. Yurtdışına da müzik yaptım. Ankara'da da yaptım. Bu memleketin bir yerlisi olarak konuştuğumda diyoruz ki bakın böyle bir sıkıntı var. Kültür sanat anlamında bakın şöyle eksiklerimiz var ve şöyle katkılarımız olabilir. İstanbul'dan şöyle projeleri getirelim, burada da güzel bir çalışma yapsınlar. Memleketimizin de ismi duyulur. Böyle ulusal çapta da uluslararası çapta da iş yapabilecek projelerden bahsettiğimizde projeleri ve getirilerini anlatabileceğimiz yetkili makamlara ulaşmakla ilgili ciddi problemler yaşıyoruz. Benim sıkıntım yetkililere ulaşamamak. Gerçekten iyi çalışan, güzel çalışan, dürüst insanları tenzih ediyorum. Ama maalesef şöyle bir mantık var. Muhalefeti de olsa, iktidar da olsa genelde biz atanan yöneticileri oyluyoruz sadece. Aslında bir seçilmiş durumu yok.Çünkü atanmış adamlar, seçilmiyorlar. Seçilmiş olsa o eli eliminasyon olayını gerçekten hissetse halka karşı çok daha fazla sorumluluk bilinci ile görev yapardı. Atanmışlar kendilerini halka ve gerçek halkın sorunlarına karşı kendini sorumlu hissetmiyor. Kime karşı sorumlu hissediyor? Kendisini o makama atayan adama karşı sorumlu hissediyor. Temel problemimiz budur.Tabii ki memlekette güzel şeyler de yapılıyor. Spor anlamında, memleketi dünyaya tanıtma anlamında yapılan projeler bazında EXPO ve gastronomi yönünden tanıtılması çok güzel. Bunları takdir etmek gerekiyor. Ama dediğim gibi maalesef güzel şeylerin yanında da böyle şeyler oluyor. Sesimizi duyuramıyoruz. Pandemi sürecinde gerçekten bir yetkiliye bile ulaşamadık desem doğru olur. Samandağ Belediye Başkanımıza birkaç konuda ulaştık. Sağ olsun dinlediler. Bazı konularda konuştuk. Yapabileceklerimizi yapmaya çalıştık, en azından dinlediler. Bazı yerlerden dediğim gibi randevu bile alamadık.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Bu süreçte yeni bir projeye başladığınızı biliyorum. Biraz da bu projeden söz edelimmi?

NİHAT MUGİL:Projelerimiz bitmiyor eşgüdümlü olarak 4-5 tane projeyi bir arada yürütmeye çalışıyoruz. İşimiz bu. Profesyonel olduğumuz alan bu. Senin de yaptığın gibi bir yandan tarihçi bir kimliğin var, eğitimci kimliğin var bunun yanında dershanecilik faaliyetleriniz var. Ama onun dışında kültür sanat anlamında da derin bir entelektüelliğin olduğunu biliyorum. Dergi çalışmalarınız oluyor. Şimdi mesela bir youtube kanalın var. Güzel şeylere imza atıyorsunuz.Şu anda bu röportajı yapıyoruz.Kentin gündemini ve insanların hayatlarına nüksederek çok güzel işler yapıyorsunuz. Şimdi gündemin en üst sırasında olan projelerden bahsedeyim.

Diğer projelerim ve çalışmalarım yine ‘Melez Grubu’ ile de devam ediyor. Onlarla da yeni bir şarkı ve albüm işine girdik. Kendi stüdyomuzu açtık.  Üretimi Antakya'ya çektik. Üretimlerini Avrupa’dan Çin'e taşıyan üretim fabrikaları gibi. Biz de İstanbul'dan Antakya'ya geldik. Antakya hem konfor anlamında, hem üretim anlamında hem ekonomik anlamdaçok daha avantajlı bir yerdir. Şu anda Antakya’da profesyonel birstüdyoya sahibiz ve çalışmalarımızıburadan yürütüyoruz. Bunun yanında kendi ismimle yürüttüğüm Nihat Mugil’in kenditoprak projesi var. Buna‘Dargın Mahkûmla’ başladım. Zaten OSes Türkiye sürecinden sonra şimdi kendi şarkımla da çıkacağım.Aslındapandemiden önce planlıyorduk.Pandemi sürece girince erteledik. Pandemi süreci hafifleyip ortalık toparlanırsa, yayınlayacağız.Klibi hazır, her şeyi hazır. Üçüncüsü, şu anda gündemde olan sevgili Barış Atay ile bir grup kurduk. Barış kendi mengüllü oğlu ben mugilli oğluArapça ‘damengene anlamına gelir uzaktan zaten bir akrabalık var, bir kuzenlik var.‘Mengene’adında bir grup kurduk.Onun da zaten sanatçı kimliğinden kaynaklı aldığı eğitimle de ilintili bir müzik geçmişi de var. Güzel de şarkı söylüyor. Yıllardan beri bir araya geliyorduk veböyle bir planımız vardı. Bir türlü fırsat olmadı. İşte biz stüdyoyu açmamız da buna vesile oldu.O da HatayMilletvekilinden kaynaklı Antakya'ya geliş gidişleri çok sıkılaşmasından kaynaklı. Akşamları boş olduğu bir saatte bir araya gelip kaydetmeyle başladık.Sonra iş bayağı profesyonel bir boyuta evrilmeye başladı.‘Mengene’yeprofesyonel birprodüksiyon yapma kararı aldık sanırım Nisan'ın başında olacak. Çok değerli, Sayın Zülfü Livaneli'nin ‘İnce Memed’ adlı türküsünü yeniden yorumladık, coverledık. Güzel birrockversiyonuyla bayağı beğeni aldı.Bununla bir çıkış yapacağız, klibiçekeceğiz.Hayırlı olacak inşallah. Güzel bir şeyler bekliyoruz. Ondan umutluyuz. Çünkü çok güzel bir iş çıktı. Tabii dinleyenlerin takdirine bırakmak daha doğru olur. Mesleğime geri dönüyorum. Jeoloji mühendisliğine yani okuduğum mesleğe geri dönüyorum. Tek başına profesyonel de olsa müzik yetmiyor. Ama kimse müziksiz kalmasın…


TARİH
25.03.2021
OKUNMA
Bu Haber 170 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
Facebookta Paylaş Tweetle
Yazarın Diğer Yazıları