ÇİFTÇİ ZARAR EDERSE AÇ KALIRIZ

CUMHURİYET Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Antakya Müze Otel’de muhtarlar ve apartman görevlileriyle bir araya geldi.  CHP Hatay İl başkanı Ramiz Parlar ve Hatay büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın yaptığı selamlama konuşmalarının ardından kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin sorunlarına talip olduğunu belirterek, Türkiye’nin sorunlarını birlikte çözeceklerini söyledi.

Toplantıda muhtarlar ve Apartman Görevlilerine seslenen Kılıçdaroğlu, “Ben size gelin Cumhuriyet Halk Partisine oy verin diye bir çağrıda bulanmayacağım. Öyle bir çağrım yok. Ben sizin sorunlarınıza talibim. Ben bu ülkenin sorunlarına talibim. Biz birlikte Türkiye’de var olan bütün sorunları çözeriz. Türkiye’nin çözülmeyecek hiçbir sorunu yok. Her birimiz kendi ülkemizde insanca yaşarız. Hiç kimseyi ötekileştirmeyiz. Herkes, kimliğinden, inancından, yaşam tarzından ötürü ötekileştirilmez. Buna izin vermeyeceğiz. Bunu söylerken efendim Cumhuriyet Halk Parti’nin hiç mi kabahati yok? Diye sorabilirsiniz. Var efendim, kim demiş CHP’nin kabahati yok diye. Kusurumuzda var, kabahatimiz de var, ama önemli olan yanlıştan, hatadan, kusurdan ders çıkarmak. Aynı hayatı tekrar yapmamaktır. Biz bunu biliyoruz. Huzur içerisinde barış içerisinde kendi ülkemizde yaşayacağız. Birlikte üreteceğiz. Üretmek kadar değerli bir şey yoktur.” dedi.

ÇİFTÇİLER PERİŞAN DURUMDA

Ülkede çiftçilerin perişan durumda olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Gidin Reyhanlı’da gidin, Kırıkhan’da çiftçilerin durumunu sorun. Hepsi perişan. Elektrik fiyatlarından şikayet ediyorlar. Gübre fiyatlarından şikayet ediyorlar. Her şeyden şikayet ediyorlar. Oysa sorunu çözmek çok kolay. Planlama yapacaksınız. Kişi neyi ektiğini ve kaça satacağını bilecek. Bunu bir yıl önce planlayacaksınız. Ama bizde planlama yok. Planlama olmadığı içinde şöyle yapıyoruz. Bu sene patates mi kazandırdı. Seneye herkes patates ekiyor. Soğan mı para etti. Herkes soğan ekiyor. Bir Allah’ın kuluda çıkıp demiyor arkadaş, sen soğan ak kazan, sen patates ek kazan, sen ayçiçeği ek kazan, sen mısır ek kazan demiyor. Toprak analizi yapacaksın, sen burada sulu tarım yapacaksın, sen susuz tarım yapacaksın. Sen çiçek, sen, mısır, sen arpa, sen ayçiçeği neyse. Herkes ekecek ve devlet onlara bir fiyat verecek. O fiyatın üzerine satıyorsan, git sat. Ama bu fiyatın altına düşersen ben devlet olarak garanticiyim senden alacam. Sen zarar etmeyeceksin” diyecek. Çiftçi zarar ederse ne olur? Aç kalırız. Yanlış politika bizi nereye götürdü. Buğday dışarıdan, arpa dışarıdan, mercimek dışarıdan, canlı hayvan dışarıdan, dışarıdan almadığımız hiçbir şey kalmadı. Saman, yem hepsi dışarıdan. Kalkmışız 83 milyon bir avuç kişiyi besliyoruz. Tarım dünyanın her tarafında stratejik sektördür. Buzdolabınız olmayabilir, arabanız olmayabilir. Ama günde üç öğün yemek yemek zorundayız. Bizim karnımızı biz mi doyuracağız? Elin oğlumu doyuracak. Sorun bu. Biz doyuracaksak oyumuzun rengini değiştireceğiz. Eğer elin oğlu doyursun diyorsanız o ayrı bir mesele. Oda bir tercih. Saygı duyarız. Ama bu tercih Türkiye için büyük bir tehlike.” dedi.

SİYASİ AHLAK KANUNUNU ÇIKARTACAĞIZ

Siyasetin ahlaklı zeminde yürümesinin ve büyümesinin gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Sözüm var. Meclise ilk sevk edeceğimiz kanun siyasi ahlak kanunu olacak. Bir siyasetçi, siyasete girdikten sonra zenginleşmişse, bilin ki malı götürmüştür. 2 kere 2 eşittir 4. Kendi hayatımdan biliyorum. Siyasete girdiğim gün, mal beyanımı internete koydum. Karımın yüzüğüne kadar. Milletvekili aylığı çok iyi. Geçimimi ondan sağlıyorum. Peki nasıl oluyor da birileri, han hamam sahibi oluyor. Siyaset arınmak zorundadır. Ahlaki zemine otarmak zorundadır. Bir ülkenin iç işleri bakanı çıkacak hemde devletin televizyonunda bir siyasetçiye her ay 10 bin dolar rüşvet veriliyor diyor. Kim bu siyasetçi? Hangi savcı harekete geçti. Kem konuşuyor. Hepsinin ağzında bir bant kimse konuşmuyor. Olmaz kul hakkını kimseye yedirmem. Sözüm var. Kul hakkını yedirmeyeceğiz. Kul hakkını yemek bizim inancımıza göre en büyük günahsa, o günahın sahibi olarak yaradanın huzuruna çıkamıyorsak o kul hakkını kimseye yedirmemeliyiz. Yedirmemenin yolu da demokrasiden geçiyor.  Muhtar olarak, apartman görevlileri olarak sizlere büyük görevler düşüyor. Sizlerde emek harcıyorsunuz, alın töre döküyorsunuz. Onlarda günün 24 saati çalışıyorlar. Çalışan ve alın teri döken insana saygım var. Üreten insana saygım var. Demokrasiden yana olan, güzel ahlaktan yana olan her insana saygım var. Ama biri malı götürüyorsa orada dur dememiz lazım. Bunu mutlaka birlikte çözmemiz lazım. Türkiye’yi aydınlığa çıkarmamız lazım.” dedi.

SURİYE SORUNU

Yaptığı konuşmasında Suriyeliler konusuna da değinen Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde 2 yıl içerisinde Suriyelileri ülkelerine göndereceklerini belirterek, “Bazen Suriyelilere kızıyoruz. Vay efendim Suriyeliler geldi, şöyle yaptı böyle yaptı diye. Kızıyoruz, bağırıyoruz. Suriyelilerin bir kabahati yok arkadaşlar. Adam kaçmış canını kurtarmış, kadın, çoluk, çocuk, yaşlı, genç herkes gelmiş. Peki kime kızacağız? Suriyelileri buraya getirenlere kızmalıyız. Biz bağı bırakmışız. Bağcıyı dövüyoruz. Bu Suriyeliler buraya niye geldi? Suriyelileri kim getirdi? Çözemiyorlar, çözemediler. Ama biz çözmeye kararlıyız. Bütün Suriyeli kardeşlerimizi kendi ülkelerine göndereceğiz. Ama kavga ederek değil. Barış içerisinde göndereceğiz. Bunu da iki yıl içerisinde yapacağız.” diye konuştu.(Haber Merkezi)


HABER BİLGİLERİ
Bu haber 28.09.2021 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber 248 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
Facebookta Paylaş Tweetle
Benzer Haberler