ADNAN ARSLAN
Besmele ve Ayet-i Kerime'ler müzik aletleriyle söylenir mi

Soru: Besmele ve Ayet-i Kerime'ler müzik aletleriyle söylenir mi?

Cevap: Allah’ın (cc) ayetlerini okumak ibadettir.

Allah’ın (cc) ayetlerini müzik aletleriyle beraber okumak kesinlikle caiz değildir. Allah (cc) Kuran’da, ayetlerini eğlence konusu yapmayı, küçümsemeyi ve insan sözleri gibi değerlendirmeyi bütün Müslümanlara yasaklamıştır. Dinin kutsallarını korumak farzdır. Bazı düğün/nikah merasimlerinde, damat/gelin salona girerken besmeleyi müzik aletleri eşliğinde söylüyorlar.

Besmele de Allah’ın (cc) ayetlerinden bir ayettir. Bu işi kim icad ettiyse “kötü bir adet geriye bırakan kimse” sınıfına girer.  Her okundukca bunu ilk ihdas eden kimseye de günahı yazılır. Güzel ve hoş görenler de vebal altındadırlar. Bu durumda olan kimseler hemen bu yanlıştan dönmeli ve tevbe etmeliler.

Allah’ın ayetleri insanların seslerinin eğlencesi değildirler.

Kur’an tercümesini de müzik eşliğinde okumak caiz değildir.

Kuran ayetlerini halk karşısında iki kişinin düet yaparak okuması da uygun değildir. Ancak talim maksadıyla 2, 3, 4... kişi beraber (müzik aletleri olmadan) okuyabilirler.

 

Soru:Amcamın oğlu trafik kazasında vefat etti. Hocamız yıkadı ve kefenledi. Ama kefenden dışarıya kan çıkmıştı yeniden yıkamamız şart mıdır?

Cevap: Hayır, şart değildir.Tekrar yıkamaya gerek yoktur. Yani vefat eden merhum yıkandıktan ve kefene de sarıldıktan sonra ölüden çıkacak olan kan, sıvı vb. şeyleri tekrar yıkamak gerekmez. Eğer zaruri ( otopsi gibi ) bir durum yoksa,  bu haliyle cenaze namazı kılınır ve bir an önce kabrine defnedilir.

 

Soru:Bahçeden aldığımız portakal, mandalina vb. mahsülün zekatını vermemiz gerekir mi?

Cevap: Evet, alınan mahsülün öşrünü (zekatını) vermek farzdır. Eğer sulama masrafımız yoksa mahsül alınınca  onda biri (1/10) veya kıymeti ihtiyaç sahiplerine verilir. Eğer masraf mal sahibi tarafından karşılanıyorsa o zaman yirmide bir (1/20)  fakirlere öşür olarak verilir. Üzerinden bir yıl geçmesi gerekmez. Her mahsül alındığında öşrünü (zekatını) vermek farzdır.

Ayrıca  öşürle (bağ, bahçe, tarla vb.) zekatın (para, ticaret malı, altın vb. ) farkı; zekatta borçlar düşülür ama öşürde düşülmez.

 

Soru:Hastanede yatan oğlum için “Allah’ım adağım olsun oğlum iyileşir, sağlığına kavuşursa üç gün oruç tutacağım.“ dedim ve iyileşmeden üç gün oruç tuttum. Adağım yerine gelmiş oldu mu?

Cevap: Hayır, adağınız yerine gelmiş olmadı. Çünkü şart meydana gelmeden önce adak (nezir) eda edilmez. Şart meydana geldikten sonra yine üç gün oruç tutmak gerekir.

Tabi ki şart yerine gelmeden tutulan oruçtan sevap alınır. Ama adağı, şartın gerçekleşmesinden sonra eda etmek (yerine getirmek) vacibdir. Yani hasta iyileştikten sonra adağı yerine getirmek Allah Teala’nın adayan üzerinde hakkıdır.

 

Soru: Çocuğuma kadir ismini koyabilir miyim?

Cevap: Doğrusu koymamak lazım. Evet,kıyamet günü hesap yerine herkes ismiyle çağrılacaktır. Hz. Peygamber’imiz (sav) de çocuklarımıza güzel isimler koymamızı emir buyurmuş ve bazı yanlış isimleri de değiştirmiştir.

Örneğin;Abduluzza’yı Abdullah yapmıştır. Ehl i beytin sultanlarının ismini “harb” değil “Hasan, Hüseyin “ koymuştur.

Ana/Baba’nın evlatları üzerinde hakları olduğu gibi çocukların da onların üzerinde hakları vardır ve başında güzel isim koymaları gelmektedir.

İsimlerin çocuklar üzerindeki etkisi unutulmamalıdır. Kızımıza Meryem,Fatıma vb. ,Oğlumuza Ahmed, Muhammed,Mustafa,Ali Ömer,İbrahim vb. isimler koyunca çocuklarımız büyüyünce, onların hayatlarını öğrenince, kendi hayatlarında tesirini görürüz.

Ailelerin “benim dedemin,babamın,ninemin,annemin” ismini koyalım gibi israrlar iyi değildir.

Dinimizin güzel gördüğü o yüce isimler,çocuklarımızın üsve i haseneleri (idolleri, rol modelleri ) olacaktır.

Allah’a (cc) ait olan isimleri koymamak doğru olanıdır. Rahim,Rahman,Kerim, Kadir vb. değil de başlarına “Abd” ekini getirerek ; Abdurrahim, Abdurrahman, Abdülkadir, Abdussamet vb. koymak en doğrusudur.

 

Soru:Bir tüccara kullanmak üzere şartlı olarak yüz bin türk lirası verebilir miyim?

Şartım; verdiğim paramın tamamını  bana geri verinceye kadar her ay bin türk lirası bana vermesidir. Bu parayı almam caiz midir?

 

Cevap: Hayır, böyle bir şartla parayı kullanması için tüccara vermek caiz değildir. Bu faizli bir muameledir ve helal olmaz.

Fakat,  dinimizin helal kabul ettiği bir işle meşgul olan tüccara, kâr-zarar ortaklığı şartıyla para verebilir.  Şöyle ki; “ Sana, bu ticari işte kullanmak üzere şu kadar para vereceğim, her ay veya her yıl kârın yüzde onbeşini bana ödeyeceksin.” diyen birisi,  hissesi oranında zarara da ortak olmak şartıyla, bu parayı alabilir, caizdir. Bu bir şirket ortaklığıdır. Ortak olduğu nisbette zarara da ortak olması muameleyi faizli olmaktan çıkarmaktadır.

 

Soru: Botoks, yüze dolgu yaptırma (çene, dudak vs.), yanak içi yağ dokusu aldırma (bişektomi), elmacık kemiği belirginleştirme gibi estetik amaçlı yapılan işlemler caiz midir?

Cevap: Allah(cc) yarattığı insana bir şekil vermiştir. Bu bizim yaratılıştan gelen özelliğimizdir. Yani fıtratımızdır. Allah, yaratmış olduğu fıtratımıza/bedenimize değişik şekiller vermeyi ve müdahalede bulunmayı yasaklamıştır. Bunun için soruda geçen işlemleri keyfi olarak yapmak ve yaptırmak caiz değildir. Günahtır. Yapan da yaptıran da tövbe etmelidir. Ama sorudaki konular ve bedenin herhangi bir yerinde sağlık sorunu haline gelen ve şahsı gerçekten ruhen/psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden bir durum varsa o zaman tabi ki cerrahi müdahale ve tedavi caizdir. Allah, ölüm hariç her hastalığın ilacını yaratmıştır.Ruh ve bedenimiz bize emanettir. Sahibi Allah’tır.

 


TARİH
14.10.2021
OKUNMA
Bu Haber 146 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
Facebookta Paylaş Tweetle
Yazarın Diğer Yazıları