SELDA ASKER
KADIN DEMEK EMEK DEMEK

Ne çok kadın, toplum duvarında asılmış çivilere?

Kimisi tecavüzü çağırdı baldırı çıplak diye,

Kimi yataklık etmedi dürzülere.

Kimi çocuktu, sevişmeyi bilmiyordu.

Kimisi yalnızdı, duldu.

Kiminin entarisi dar,

Kiminin saçları sarıydı.

Kimi zekâsını konuşturdu, yazdı/çizdi.

Fakat hepsi en sonunda utanç duvarına mıhlandı kaldı.

Peki ama onlar Kim di...Onlar ??

Çekiç olan adamların elinde

Bir avuç başı eğilmiş çivi..

 Yazarını bilmediğim bu şiir çok şey anlatıyor aslında.

Bir 8 Mart daha geldi ve gelenek değişmedi. Kutlamalar, eğlenceler, karanfil dağıtmalar…

Düşük ücretlerini, çalışma saatlerini, insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek amaçlı başlattıkları eylemler sonucunda yanarak ölen kadınlarımızın anısıdır 8 Mart.

40.000 dokuma işçisi kadının emeklerinin hakkını istedikleri için,  çalıştıkları tekstil fabrikasında polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında 129 kadın işçinin öldürülmesinin utancıdır 8 Mart…

1957 den bu yana kadınların haklarını tırnaklarıyla kazıya kazıya kadınsak bizde insanız diye haykırdıkları gündür 8 Mart…

Ne erkeğin önünde ne erkeğin arkasında, kadın erkek yan yana dedikleri gündür 8 Mart…

O günlerden bu günlere geldiğimizde özellikle ülkemizde kadın Cumhuriyet’ten bu yana kazandığı haklarını kaybetme noktasına gelmiştir. Kadının evlenme yasından tutunda kaç çocuk doğuracağına, ne giyineceğine, eğitimine kadar her konuda erkekler karar verme hakkını kendinde görmeye başladı. Her gün gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde şiddet, tecavüz, kadın cinayetlerini okuyoruz. Neredeyse bunları yapanlara ceza değil teşvik uygulanacak. Mahkemeye kravatla gelen tecavüzcünün iyi halden serbest bırakılması buna sadece bir örnek.

“ Çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapar’’, ‘’dekolte giyene tecavüz ederler’’,  ‘’hamile kadının sokakta dolaşması terbiyesizliktir’’, ‘’6 yaşındaki çocukla evlenebilirsiniz’’ … Tanıdık cümleler değil mi? Günümüzde kadına bakış acısının bir kaç örneği.

Dünyadaki en fakir insanların büyük bir çoğunluğu kadın, dünyadaki eğitim almamış insanların büyük çoğunluğu da yine kadınlar. Kadınlar bugün ülkemizde de erkeklere göre %25 - 50 oranında daha az ücretle çalıştırılmaktadırlar. Nüfusun yarısını oluşturan biz kadınlar, dünyanın her yerinde çalışıyoruz, üretiyoruz, maddi-manevi değerlerin yaratılmasında yer alıyoruz. Yeryüzündeki işlerin büyük bölümünü bizler yapıyoruz ama emeklerimiz görülmüyor, zenginliklerin çok azına kadınlar sahip. Aile içinde harcanan emek ve yapılan işler cinsiyetlerinin doğal uzantısı olarak görülüyor. Buda emeğine değer verilmeyen kadının, çalışma yaşamına hep bir adım geride başlamasına neden oluyor. Kadınların ezilmesinde ve sömürülmesinde ataerkillik ve kapitalist sömürü, işbirliği halindedir. Birisinin güçsüzleştirdiğini diğeri daha çok sömürüyor. En çok kadınlar işsiz kalıyor. Daha örgütsüz ve daha kötü koşullardaki işlerde, daha düşük ücretle çalışıyorlar. İşten en kolay kadınlar çıkarılıyor.

Bugün sağlıklı kuşakların yetişmesi için en önemli rolü; ANALIK rolünü üstlenen kadının toplumda hak ettiği konumu bulması gerekiyor.  Türkiye`de kadına verilen değeri, 8 Martlarda gazete manşetlerinde değil hayatın içinde görüp hissetmek istiyoruz. Çocuk yaşında para için mal gibi satılan, okula gönderilmeyen, aile mahkemelerinde yargılanan,   boşanmalarda suçlu duruma düşürülmeye çalışan kadınların haklarının savunulmasını, evde, işte, sokakta, siyasette, savaşta ve barışta toplumsal cinsiyet ayırımının son bulmasını diliyor ve tüm EMEKÇİ KADINLARIN  hak ettikleri konuma bir an önce gelmelerini diliyorum.

Haydi kadınlar hep beraber dayanışalım ve Çekiç olan adamların elinde

Bir avuç başı eğilmiş çivi olmayalım…


TARİH
08.03.2021
OKUNMA
Bu Haber 399 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
Facebookta Paylaş Tweetle
Yazarın Diğer Yazıları