Çocukluk döneminde oyun terapisi, masal terapisi ve sanat terapisi işlevseldir. Ayrıca bilişsel davranışçı terapiler en etkli yöntemdir. Ergenlik döneminde  ise bilişsel davranışçı terapiler, narrative terapiler ve çözüm odaklı terapiler kullanılır. Bazen bunların etkileşimi olan eklektik yöntemler de kullanılabilir. Hangisinin kullanılacağına bireyle yapılan görüşmelerden sonra karar verilir.

" />
KEMAL FIRINCI PSİKOLOJİK DANIŞMAN
ÇOCUKLUK ÇAĞI DEPRESYONU VE MÜDAHALE YÖNTEMLERİ

Depresyon en kısa tanımıyla ruhsal çökkünlük halidir. Bu ruhsal çökkünlük hali kişide bazı bedensel, psikolojik ve davranışsal belirtiler olarak kendini gösterir.

Depresyonun Belirtileri

Depresyon belirtileri her çağda aynı değildir. Yetişkinlerdeki belirtiler psikolojik olarak depresif (çökkün) duygudurum, ilgi-istek azalması, umutsuzluk ve değersizlik duygusu; bedensel olarak psikomotor yavaşlama ya da ajitasyon ve yorgunluk; davranışsal olarak intihar eğilimi veya davranışı olarak daha çok karşımıza çıkar. Ergenlerde buna benzer belirtiler görülmekle birlikte aşırı öfke, aşırı ekran kullanımı, okul performansında düşüş de görülebilmektedir. Çocuklarda ise en belirgin özellik oyun isteğinde azalma, anne babadan ayrılmakta zorlanma, uyku problemleri, dikkat dağınıklığı, enürezis (alt ıslatma) ve sosyalleşmenin azalması şeklinde görülebilir. Depresyon belirtilerine bakıldığında intihar düşünceleri çok sık görülebilmektedir. Çocuk ve ergen bazen  bunu dile getirebilmektedir. Özellikle ebeveynler ‘’Keşke ölseydim’’ ya da ‘’Ben olmasam hepiniz daha mutlu olurdunuz’’ gibi sözleri duyarsa bu sözleri ciddiye almalıdırlar. Az önce saydığım belirtilerin en az beş tanesinin 14 gün ve daha fazla  sürüyor olması durumunda depresyondan şüphelenilmesi gerekir.

Çocukluk çağı depresyonunu anlamak için mutlaka çocuk ve ergenin içinde bulunduğu gelişim dönemini bilmek gerekir. Çünkü çocuğun veya ergenin hangi davranışının gelişim  yaşına uygun hangi davranışının yaşına uygun olmadığını gelişim dönemi özellikleri sayesinde daha rahat anlayabiliriz. Örneğin depresyon belirtilerinden içe kapanma aynı zamanda ergenlik dönemi içinde bazen normal kabul edilebilir. İşte bu ayrımı yapabilmek sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Bu durumda ebeveynler yukarıda saydığım belirtilerin en az beş tanesini 14 gün boyunca gözlemliyorsa vakit kaybetmeden profesyonel destek almaları gerekir.

Klinik Gidişat ve Ülkemizdeki Durum

Klinik gidişata bağlı olarak bu problemle başa çıkma stratejilerinden yoksun bırakılan çocuk veya ergenler için  yetişkinlikte tekrar nüks oranı %40 ile %70’tir. Baş etme stratejileri geliştirebilen çocuk ve ergenlerde bu risk çok daha düşüktür.

Ülkemizde yapılan epidemiyolojik bir çalışmada 6-14 yaş arası çocuk ve ergenlerin majör depresyon bozukluğu yaygınlık oranı %2,6 olarak bulunmuştur. Bu rakam oransal olarak az görülebilir fakat sayısal olarak baktığımızda azımsanmayacak düzeydedir. Özellikle Türkiye’de çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniğine başvuran 12-18 yaş arasındaki ergenlerin yakınmalarını ve tanılarını inceleyen bir çalışmada duygudurum bozukluklarının yaygınlık oranı %13,2 olarak bulunmuştur. Bu oran da durumun boyutunun ne kadar ciddi olduğunu gösteren başka bir tablodur.

Depresyonun Sebepleri

Aslında bütün ruhsal problemlerin kaynağını tek bir sebebe bağlamak mantıklı değildir. Çünkü insan biyopsikososyal bir varlıktır. Küçük resimden ziyade büyük resmi görebilmek tanı ve tedavi için daha sağlıklıdır. Bu açıdan bakıldığında;

Biyolojik faktörler,

Çevresel faktörler,

Bilişsel faktörler,

Etkileşimsel faktörler olmak üzere dört ana başlıkta inceleyebiliriz.

Biyolojik model bize depresyonun oksitosin, dopamin ve seratonin gibi hormonların yeterince salgılanmamasından kaynaklı olduğunu söyler. Bu yüzden ilaç tedavisinde bu hormonları dengeleyecek ilaçlar kullanılır.

Çevresel faktörlere baktığımızda karşımıza en çok aile ve akran etkisi çıkmaktadır. Aile içinde depresyon yaşayan birey varsa bu durum diğer aile üyelerini de etkiler. Özellikle doğum sonrası annede depresyon açığa çıkmışsa 6-18’inci aylar bebekler için kritik dönemdir. Bebeklerin gelişimi üzerinde 6 ile 18 ayın son derece kritik olması, bu zamanın bağlanmayla ve duygu düzenleme becerilerinin gelişmesiyle hem de ön lobun hızla büyüdüğü zamanla ilişkili olmasıyla alakalıdır. Bu dönemde annenin depresyonuna maruz kalan bebeklerde depresyon görülme olasılığı daha fazla aynı zamanda bağlanma ile ilgili problemler yaşama olasılığı yine daha fazladır.

Aile içi şiddet, aile baskısı, boşanma, anne baba arasındaki iletişimin bozukluğu, ekonomik ve psikolojik şiddet gibi ve cinsel istismar gibi durumlar da depresyonun sebepleri arasında gösterilebilir. Okulda ise akran baskısı, akran zorbalığı, akran şiddeti ve siber zorbalık gibi durumlarda depresyon ortaya çıkabilmektedir.

Bir diğer faktör depresyona bilişsel yatkınlıktır. Albert Ellis’e göre insan doğuştan rasyonel ve rasyonel olmayan düşünce potansiyeliyle doğar. Kimi insanlar daha olumlu düşünce yapısına sahipken kimi insanların olaylara yükledikleri anlam rasyonel ve olumsuz düşünce şeklindedir. Bu durum da bazı kişileri depresyona bilişsel olarak daha da yatkın hale getirir. Özellikle çocukluk ve ergenlik çağındaki bireylerin rasyonel olmayan ve olumsuz özellikteki düşüncelere daha fazla yatkın oldukları bilinmektedir.

Etkileşimsel model ise bize bu durumlar için bütüncül bakış açısı kazandırır. Ayrıca son yıllarda ve pandemi süreciyle birlikte çocuk ve ergenlerin evde oturarak daha az hareketli yaşam sürdükleri göz ardı edilmemelidir. Diğer bir taraftan çocuk ve ergenler hiçbir zaman televizyona, internete ve cep telefonunun sağladığı boş vaatlere, sanal dünyanın ihtişamlı sahteciliğine ve yüzeyselliğine bu kadar maruz kalmamışlardı. Bütün bu sahteciliğin ve yüzeyselliğin içinde yalnızlık durumu ciddi bir şekilde alarm veriyor. İlişkilerimiz artık çok yüzeysel, derine inmeden rastgele cinsel ilişkilerle sağlanıyor. Elektronik aygıtların boyalı, ihtişamlı sahteliğin cazibesi tehlikeli bir hal kazandı. Bunun sonucu olarak karşımıza depresyon ve onu en çok izleyen kaygı bozukluğu karşımıza çıkıyor.

Tedavi ve Ailelere Öneriler

Ailelerin ilk yapması gereken şey çocuk ve ergenle ilişkilerini geliştirmek ve bireyin duygu ve düşüncelerini anlatması için ortam yaratmaktır. Bu süreçte aile, çocuğun veya ergenin uyku ve beslenme düzenine dikkat etmelidir. Aynı şekilde çocuğun hareket etmesi de sağlanmalıdır. Bireyin gün ışığına ve güneşe maruz kalması yine çok etkilidir.

Tedavi, depresyonun yoğunluğu, sıklığı ve süresine göre değişir. Depresyon çok yoğun, sık ve uzun süredir varsa ilaç çoğu zaman tek başına yeterli gelmeyebilir. İlaç kimi durumlarda kaçma ve kaçınma tepkilerini pekiştirdiği için psikoterapi daha etkilidir. Çünkü psikoterapide sorunla yüzleşme ve baş etme becerisi kazandırma hedefi vardır.Çocukluk döneminde oyun terapisi, masal terapisi ve sanat terapisi işlevseldir. Ayrıca bilişsel davranışçı terapiler en etkli yöntemdir. Ergenlik döneminde  ise bilişsel davranışçı terapiler, narrative terapiler ve çözüm odaklı terapiler kullanılır. Bazen bunların etkileşimi olan eklektik yöntemler de kullanılabilir. Hangisinin kullanılacağına bireyle yapılan görüşmelerden sonra karar verilir.


TARİH
20.03.2021
OKUNMA
Bu Haber 224 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
Facebookta Paylaş Tweetle
Yazarın Diğer Yazıları